Hayal Köprüsü: Beyinde Canlandırma

Öğrenmek, iki nöron arasında elektriksel sinyal geçişinin başarılı olması demektir. İki nöronu birbirine ne kadar sağlam bağlarsak o bilgiye bir sonraki seferde erişmemiz o kadar kolay olur. Bir bilgiyi kafamıza kazımak için defalarca tekrar etme sebebimiz de budur. Nöronlar arasındaki bağlantı ne kadar fazla ise öğrenilen şeyin beyindeki yeri o kadar sağlam olur.

Diyelim ki hiç yapmadığınız bir işi yapacaksınız. O işe başladığınız zaman bağlantılı nöron sayısı çok az olduğu veya hiç olmadığı için öğrenme süreci size zor gelecektir. Bu yüzdendir ki bir işe başlamak o işi ilerletmekten daha zor bir hal alır.

Düşünce ve davranışlarımızı etkileyen tek şey yalnızca bilinç alanımız değildir tabii ki. Bir de buz dağının görünmeyen yüzü olan bilinçaltı vardır. Bilinçli alanda dört boyutlu bir uzay ve evren algısı varken bilinç dışı alanda olaylar daha karmaşıktır. Çalışma prensiplerini detaylandırmadan şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bilinç dışı beş yaşında bir çocuk gibidir ve onu kandırmak oldukça kolaydır. Günümüzün vazgeçilmez reklam manipülasyonu buna dayanır hatta. Yapay bir mutluluk yaratıp ona sahip olmadığımızda mutsuz olacağımızı bize aşılayarak kandırırlar bizi. Olaya bu perspektiften baktığımız zaman bu özelliğin kötü sonuçları olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat aslında durum aslında bu kadar kötü değildir. Kandırmak dediğimizde neden aklımızda sadece kötü bağlamda olan gelir ki? Mesela samuraylar…Feodal Japonya’da samuraylar, savaşta yenilgi aldıkları zaman seppuku adlı bir törenle ve harakiri adı verilen bir yöntemle kendi karınlarını deşerek intihar ederlerdi(harakiri) .Samuraylar bu zorlu güne meditasyon yaparak hazırlanırlardı.Lazım olduğunda karınlarını deşmeyi tüm hayatları boyunca sanki gerçekten yaşıyormuş gibi akıllarından geçirirler, bu eylemin kafalarında iyice yer etmelerini sağlarlardı. Böylece hayatlarında bir kere yapabilecekleri şeyi sanki daha önce defalarca kez yapmış gibi çekinmeden ve yanlış yapmadan yapabilirlerdi.

Aslında inanç olarak adlandırdığımız kavram, kendimizi zihinsel olarak o duruma hazırlamamız ile ilgili bir şey. Örneğin çok önemli bir konuşma yapacaksınız ve daha önce hiç böyle bir sahne ve topluluk önü deneyiminiz yok çünkü kendinizi bu konuda yetersiz hissediyorsunuz. Son 2 hafta her gün 5 dakika boyunca beyninizde canlandırdığınız görüntü şu şekilde: Konuşmanın yapılacağı salondasınız ve isminizin anons edilmesini bekliyorsunuz. İsminiz anons ediliyor, o kadar kendinden emin ve konuya hakim bir şekilde sahneye çıkıyorsunuz ki… Önce seyircileri selamlıyorsunuz ardından heyecana zerre yer vermeyen ve kendinden emin bir şekilde konuşmanızı yapıyorsunuz. Hatta o gün giyeceğiniz elbiseye kadar belirlediniz ve hayalinizde buna da yer veriyorsunuz. İşte böyle yaparak bilinçaltını kandırırsınız. Bu şekilde düşünerek beyninizde yeni yollar inşa edersiniz ve o yoldan ne kadar sık geçerseniz de o kadar iyi bildiğiniz bir yol olur. Gerçek konuşma günü, 2 haftadır beyninizde canlandırdığınız anı yaşayacağınız için sıkıntısız bir şekilde sonlanacaktır.

Oturun, başarmak istediğiniz şeyler hakkında sağlam ve net görüntüleri beyninize işleyin. O da size hayallerinizi gerçeğe götüren yolları inşa etsin.